Bazı kelimeler insanı hiç gitmediği yerlere götürür.

İYİ Kİ ŞİİR VAR!

Okundu

Hâlâ Mı Boğuşmak?

Hâlâ Mı Boğuşmak? Şiiri - Mehmet Âkif Ersoy

«Birbirinize de girmeyin ki, ma’neviyâtınız sarsılmasın, devletiniz gitmesin.»

Sen! Ben! desin efrâd, aradan vahdeti kaldır;
Milletler için işte kıyâmet o zamandır.
Mâzîlere in, mahşer-i edvârı bütün gez:
Kànûn-i İlâhî, göreceksin ki, değişmez.

Târîh, o bizim eştiğimiz kanlı harâbe,
Saklar sayısız lâhd ile milyonla kitâbe.
Taşlar ki biner parçadır üstünde zemînin,
Ma’nâ-yı perîşânı birer nakş-ı cebînin!
Eczâsını birleştirebildinse elinle,
Gel, şimdi o elfâz-ı perâkendeyi dinle:
«Her hufre bir ümmet, şu yatanlar bütün akvâm;
Encâma bu âhengi veren aynı serencâm! »

Ey zâir-i âvâre, işittin ya! Demek ki:
Birmiş bütün ümmetlerin esbâb-ı helâki.

Lâkin, bilemem, doğru mudur eylemek işhâd,
Mâzîleri, mâzîdeki milletleri? Heyhât!
Bir nesle ki eyyâmı asırlarca vekàyi’,
Etmek ne demek, vaktini târîh ile zâyi’?
Boştur, hele ibret diye a’mâkı tecessüs,
Âyât-ı İlâhî dolu âfâk ile enfüs.
Bunlarda tecellî eden esrâra bakanlar,
Ümmetler için rûh-i bekà nerdedir, anlar.
Bilmem neye bel bağlayarak hayr umuyorduk,
Bizler ki o âyâta bütün göz yumuyorduk?
Dünyâda nasîhat mi olur Şark’a müessir?
Binlerce musîbet, yine hâib, yine hâsir!

Ey millet-i merhûme, güneş battı... Uyansan!
Hâlâ mı, hükûmetleri, dünyâları sarsan,
Seylâbelerin sesleri, âfâkın enîni,
A’sâra süren uykun için gelmede ninni?
Efrâdı hemen milyar olur bir sürü akvâm,
Te’mîn-i bekà nâmına eyler durur ikdâm.
Bambaşka iken her birinin ırkı, lisânı,
Ahlâkı, telâkkîleri, iklîmi, cihânı,
Yekpâre kesilmiş tutulan gâye için de,
Vahdetten eser yok bir avuç halkın içinde!
Post üstüne hem kavgaların hepsi nihâyet;
Hâlâ mı boğuşmak? Bu ne gaflet, ne rezâlet!

«Hürriyyeti aldık! » dediler, gaybe inandık;
«Eyvâh, bu bâzîçede bizler yine yandık! »
Cem’iyyete bir fırka dedik, tefrika çıktı;
Sapsağlam iken milletin erkânını yıktı.
«Tûran İli» nâmıyle bir efsâne edindik;
«Efsâne, fakat, gâye! » deyip az mı didindik?
Kaç yurda vedâ etmedik artık bu uğurda?
Elverdi gidenler, acıyın eldeki yurda!

İstanbul, Kânûnievvel 1334
(Aralık 1918)

Mehmet Âkif Ersoy portresi

ŞİİRİN HARİTASI

Bu şiirin içinde ne var?

Metnin anlam, duygu, tema ve biçim katmanlarına kısa bir bakış.

Şiir, söylenemeyenin incelikle söylenmesidir.

Şiir, Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'ndan yenik çıkmasının ardından milletin içine düştüğü dağınıklığı ve parçalanmayı ele alır. Şair, tarihten ve geçmiş milletlerin çöküşünden ders çıkarılması gerektiğini, ancak asıl ibretin ilahi ayetlerde ve iç dünyada aranması gerektiğini savunur. Milleti birlik ve beraberliğe çağırır, ayrılıkçılığın ve fırkacılığın devleti çöküşe götürdüğünü vurgular.

Ana duyguKaygı
Ana temaVatan
Duygusal yönOlumsuz
Yoğunluk70/100

ANLAM

Ana düşünce

Milletlerin bekası ancak birlik ve beraberlikle mümkündür; ayrılık ve fırkacılık devleti çöküşe götürür.

Temel çatışma

birlik ile ayrılık

Duygusal akış

Geçmişten ders çıkarma çağrısından, milletin uyanışına yönelik umutsuz bir siteme doğru ilerler.

ATMOSFER

Şiir, tarihî bir felaketin ardından milletin içinde bulunduğu dağınıklığı ve çöküşü yansıtan kasvetli ve uyarıcı bir atmosfere sahiptir.
KasvetliGerginHüzünlü
“Şiir, insanın kendine söylediği
en dürüst sözdür.”
Şiirhane · Sözün evi.

Şiirhaneden Mektup

Yeni şiirler, yeni keşif yolları ve iyi sözler için.

Sadece anlamlı şeyler, söz veriyoruz.