İnsan bazen kendini yalnızca bir şiire anlatabilir.

İYİ Kİ ŞİİR VAR!

Okundu

Karo Valesinin İntikamı

Karo Valesinin İntikamı Şiiri - Küçük İskender

bilmeden, sormadan, ağlamadan
neredeyse eğiliyordum dumanla;
kasatura ve vals
cinnet ve raks
doğrulacaktı iyi iki ayağı üzerinde gömülü
durduğum yorgun buharlardan;
gümüştüm.
gümüştüm, bunu söylemiş olmalıyım!
alüminyum bir el aynasıyla geçmişti çocukluğum
bakır bir boy aynasında bir asırlık kapris
ve ete, ve ete misafir gelen harcai duam
olgunlaşıp dökülmüştü birer birer his his...
neden tekrarlanıyordum hiç değişmeden
hiç bilmeden, hiç sormadan, ağlamadan..
ölü doğmuş, sufli bir uzak akraba gibi
kabullenmiştim
aşkı motosikletimin arkasına almayı;

gidiyorduk: otobandaydı
64 model maceram,
orada ucuz nefeslere çan
takmış yanlış
hayvanlar,
bir öcü bir yalnızlık yapmak için
bir ikramı bir red saymak için
safdilli, orospu ve şeffaftılar
onlar, lüzuma açtılar
onlar, mütevazılığa açtılar
onlar sıraya girip sırayla rahmimi açtılar!
rahmimde halayık cesetlerim
ve dört bir cihana kıvrak, meşhur böcekler götüren
rock-jazz ya da new wave kalbim
ya da kalbimin solo iktidarını elinden alan
meşgul mahşer kalmıştı. Kazılmıştım.
içimden tarihi bir intihardan başka birşey çıkmamıştı!
gümüştüm. ölmüştüm. gömülmüştüm.
sessizce. Bunu söylemiş olmalıyım!

size kendimi akıtamadan gitmiştim;
açık denize ulaşamadan sürünerek kuruyan
asil bir ırmağın son asi damlasıydım,
kirpiğinizde kalmıştım, tahakküme takılmıştım,
yatağımdan derinliğinize düşememiştim;
siz bir bardak suydunuz, ben en çok bundan korkuyordum
anneme sizi anlatmıştım o kararmıştı
dışarı çıkmış içersini tabiata ihbar etmişti;
neden yine çöpadamdım hiç büyüyemeyen
hiç bilmeyen, hiç sormayan, hiç ağlamayan:
dört kez ağlamıştım topu topu zaten:
birincisi, okumayı söküp çıkarttığım gündü zamandan,
ikincisi, ilk sertleştiğim dirim, ah o mel'un çığlık,
sonrakini, söylemedem de olur,
son kere, gümüşü işittiğim o körkaranlık!

bugün hep ağlıyorsam kızmayın
çünkü doğarken hiç ağlamadım ben!
bunu söylemiş olmalıyım!
çünkü doğarken hiç ağlamaz ibneler!
ama, otobanda, sürerken 64 model maceramı
orada, zavallı şefkat misyonerleri
zavallı küçük yabancılar
zavallı kitapsız peygamberler
zavallı erk pezevenkleri, yani sizler,
aldırmayarak kasvetinizin hışmına ve
kendinizden bile habersiz
kanatmaya başladınız ricamı
cahilce, aptalca, önlemsiz!

ah ne yazık! ah ne yazık!
tatmin etmedi hırsınızı bir türlü
ölü ele geçirilmiş aşk mektuplarım!
asla coplanmadı
kurduğunuz hayallere kalkan çükleriniz!
siz, virajsız yolların sözde usta sürücüleri!
siz, yokuşaşağının kolaycı sözcüleri!
bilmeden, sormadan, ağlamadan
az daha eğiliyordum dumanla;
ben ananızın.mıyım
haydi durmayın
..kin beni! ..

Küçük İskender portresi

ŞİİRİN HARİTASI

Bu şiirin içinde ne var?

Metnin anlam, duygu, tema ve biçim katmanlarına kısa bir bakış.

İnsan bazı şiirleri okumaz; onlara denk gelir.

Şiir, anlatıcının çocukluktan yetişkinliğe uzanan süreçte yaşadığı yabancılaşma, yalnızlık ve ölüm düşüncesini dile getirir. Anlatıcı, gümüş, ölüm ve gömülme imgeleriyle kendi içsel çöküşünü anlatırken, toplumun ikiyüzlülüğüne ve kendisini anlamayan insanlara öfke duyar. Şiir, doğum, yaşam ve ölüm arasında sıkışmış bir benliğin çığlığı olarak okunabilir.

Ana duyguUmutsuzluk
Ana temaYalnızlık
Duygusal yönOlumsuz
Yoğunluk85/100

ANLAM

Ana düşünce

Anlatıcı, yaşamı boyunca anlaşılmamış ve yalnız kalmıştır; ölüm ve gömülme imgeleriyle kendi yok oluşunu kabullenir.

Temel çatışma

birey ile toplum arasındaki uyumsuzluk ve anlaşılmama

Duygusal akış

Başlangıçtaki kabullenme ve hüzünden, sonlara doğru öfke ve suçlamaya doğru bir yoğunlaşma var.

ATMOSFER

Kasvetli ve boğucu bir iç hesaplaşma atmosferi.
KasvetliBoğucuGerginYalnız
“Şiir, insanın kendine söylediği
en dürüst sözdür.”
Şiirhane · Sözün evi.

Şiirhaneden Mektup

Yeni şiirler, yeni keşif yolları ve iyi sözler için.

Sadece anlamlı şeyler, söz veriyoruz.