Bazı kelimeler insanı kendine geri çağırır.

ŞAİRİN DEFTERİ   /   TAM METİN

Vurgun

Vurgun Şiiri - Ferman Karaçam

o vurgunu ben yaşadım
ben öğrendim and'ın çetrefil düşlerini
kazılan mezarlarda

üstü hız'la kapatılmış bir yaranın uçurumunda
ıslaklığını içtim gözlerinin
and'lar taşıdım yüreğimde andlar ki
buğulu bir ekmek gibi sarılır bedene
işte bu yüzden ben
sevmesem duvarda kan, aynada dağ
ve yaşamanın yalın çizgileri
ellerinde iğreti duracaktı bir ömür

ve bir ömür balçıkta yangın
sılada sürgün yemezdik, ateşler
düşmezdi ciğerine

ödenir miydi takvimlerdeki kabarık faturalar
sanıyorsun
biz sevmesek ayrılır mıydık bebek yüklü
armağanların çalınmış hatıralarından

kanatır mıydık zamanı ve etlerimizi
sevmesek

evet işte şimdi tam zamanıdır tanıkları çağırmanın
türkülerle birlikte
ihanet orada öylece duruyordu dokunmadık

sonra geçildi yollarından
geçilir kan - köpük
kimi tacirler gibi yeminli, isli, sanal
ve sadece ayıp dolu
ve bakışları iğrenç, buruk, avurtları inip kalkan
buruşuk eskimiş yüzleri
ben kokan nefesleri odaları dolduruyorken

şimdi anladım virtüözü
je suis elle, mon coeur

bıçkı gibi yani sadist ve yapışkan bir yerleri
duruyorken ortada apaçık
sovuğu ben içtim alev yalımlarında

zehrini ben içtim gözlerinin
zifiri karanlığını çektim
ciğerlerime

aya karşı parçalanmış insan kaburgaları
gördüm meydanlarda
ve koynuna girdiğini kent ahalisinin
debelenen bir yalancının kırılan sesiyle
uğurlandın

kapanıldı ayaklarına
vurulup düştü inleyerek
dizinin dibine emniyet

ve öğrendi hainlerin sicilini bir bir
sırtlan inlerinde

şimdi zilletle iç
kan şerbetini inkar ve ihanetin
oysa lanet bir kasırga var, bir yağmur
sızıntısı, bir tılsım, bir büyü çağıran,
sürükleyen bedenimi

dağ tepelerine uzanan çılgın parmaklarım
ateş dansı öğrettiğin gövdem
ve kara taşlara vurulan başım
acısa da
denizi bir gün koyacağım önüne

görülür belki
bu yufka kemerin kıpkızıl dilini
nasıl öptüğüm

sesinin kırıntılarını paslı demirlerden
nasıl emdiğim

ve bu yüzden gebe kaldım
bu yüzden doğurmak istiyorum
eski bir büyücüyü

o vurgunu ben yaşıyorum
avluda çakallar ulurken sağa sola
yanaşma ve fantezi kentlilerin
yüzünde kıytırık gülücükleri, sıradanlıkları / geçtim
ömrümce hiç sevmedim böylesine
ufalanıp dağılmadım ve tuttum emniyeti
yüzyıllık bir bekleyiş gibi
kısılan gözlerimi ve durulan bedenimi
önüne serdim

bu yüzden aşk
bir damarı iptal etmektir dendi bana

o vurgunu ben yaşadım
dibacesinde milattan önce bir kitabın
çığırtkan ve davetkar edaların
baruttan künyesini ayartmak ve
küflü bir varoş yatağında
sarı - mavi arkalanmaları
gibi
sancısı olmadı karnımın sesten
doğdum
sesinden
bir çılgın melekti başıma düşen
gökten

rüyalara kazılan ruhun ateşten suretinde
fetholundum, aynaların bıyıklarıma
dokunduğu an

aşk ne ihanettir, ne inkardır
öğrettiler bana / ve
gölgene ram oldum
ağladın ağladın
işte bu yüzden
dizlerine kapandım

o vurgunu ben yaşıyorum
hıçkıra
hıçkıra

Ferman Karaçam

ŞİİRİN HARİTASI

Bu şiirin içinde ne var?

Metnin anlam, duygu, tema ve biçim katmanlarına kısa bir bakış.

Bazı dizeler hiçbir yere ait değildir; yalnızca sana.

Şiir, anlatıcının derin bir ihanet ve vurgun deneyimini yaşadığını, bu deneyimin onu nasıl dönüştürdüğünü anlatır. Anlatıcı, sevmenin ve sevilmenin getirdiği acıyı, ihaneti ve yıkımı dile getirirken, aynı zamanda bu acıdan doğan bir tür yeniden doğuşu ve direnişi ifade eder. Şiir, aşkın hem yıkıcı hem de dönüştürücü gücüne odaklanır.

Ana duyguhüzün
Ana temaayrılık
Duygusal yönolumsuz
Yoğunluk85/100

ANLAM

Ana düşünce

Aşk, ihanet ve acıyla yoğrulmuş bir deneyimdir; insanı yıkar ama aynı zamanda yeniden var eder.

Temel çatışma

sevgi ile ihanet

Duygusal akış

Başlangıçta yaşanan vurgun ve ihanet acısı, sonunda bir tür kabullenme ve direnişe dönüşür.

ATMOSFER

Şiir, ihanet ve acının hâkim olduğu karanlık ve gergin bir atmosfere sahiptir.
kasvetligerginhüzünlüyalnız
“Şiir, insanın kendine söylediği
en dürüst sözdür.”
Şiirhane · Sözün evi.

Şiirhaneden Mektup

Yeni şiirler, yeni keşif yolları ve iyi sözler için.

Sadece anlamlı şeyler, söz veriyoruz.