Şiir, hatırlamanın en zarif biçimlerinden biridir.

İYİ Kİ ŞİİR VAR!

Okundu

Saate Bakmak

Saate Bakmak Şiiri - Edip Cansever

Varsın her şey sonraya kalsın
Sonraya, en sonraya
Sözgelimi iki bin altı yüz kırk bir mil.
Bir papatya ne kadar uzağı görebilirse
O kadar yakın kalplerimiz birbirine
Ölü bir denizi bile bir tartışmaya çevirdik
Kayaları taş devrine göre ölçtük biçtik
Kalemlerimizi kesilmiş çiçek sapları gibi attık
Kapıları açarken birbirimize ağladık

(Ne kadar da çok severmişiz birbirimizi
Sahi ne kadar da çok severmişiz
Yıllarca,yüzyıllarca öpüştük
Sigaralar tuttuk,içkilerin en iyisini sunduk
İstersen bu gece burada kal,dedik
Sağlığımızı sorduk, bir sürü ilaç adları saydık
Sık sık görüşelim, olmaz mı dedik
İyi bildiğimiz ne varsa yaptık,ayrıldık
Ortada
Her zamanki gibi bir karanfil kaldı.)

Köşedeki tütüncü silaha çevirdi sigaralarını
Ödemesi çok güç sigaralara
Manav yarı anlamlı güldü biz geçerken
Eriklerden,çileklerden,o canım kirazlardan bile utanmadan
Hani o çocukluk küpesi olan kirazlardan
Hani rengi içimize göre değişen: mor,mavi,pembe,sarı
İlk defa merhaba dedi bir balıkçı
Çırparaktan elindeki suyu ölgün bizlere
Sigarası dudağında:merhaba!
Ya peki biz ne dedik,ne dedik
Yoldaki bir taşı şöyle bir kenara koyduk
Yakamıza rastgele bir çiçek iliştirdik
Su satılan dükkanlara baktık,yüzümüz cam cam ışıdı
Ve leylak kokuları gibi kendi kokumuza uzandık
Köşeyi döndük, bütün köşeleri hızla döndük
Su birikintilerinin ağaçlandığı eski bir sokağın tarihinde
Şöyle yazdı:
Her şey sonraya kaldı.

Ey ayaklarımızın dibindeki yoksul gül
Gölgesi yüreklerimizin
Öfkemiz sevgiye benziyor şimdi,sevgimiz öfkeye
Ve tartışmaya çevirdiğimiz deniz ölüler bırakıyor
Çıplak ölüler
Birbirine kenetlenmiş ölüler halinde.

Bir otobüse biniyoruz,sahiden biniyor muyuz
Söyle,nerde “Göğe bakma durakları”, nerde
Birinin elinde gazete ve süt
Gazete mi, evet gazete
Bütün manşetler tutsaklığı ve yenilgiyi çağrıştırıyor
Paramızı veriyoruz,üstünü alıyoruz,bozuk paralar
Cebimizde nikel
Cebimizde sarılmış ölüler halinde.

Her şey bir hızlı adım olmamaya
Ama gün gibi taptaze bir umut gözlerimizde
Saatlerimize bakıyoruz hiç yoktan
Çok uzaklara bakmaktır,diyoruz, durmadan saate bakmak
Yemyeşil bir su takılıyor akrebe,bir çavlan
Yüzü akide gibi parlayan bir gün takılıyor yelkovana
Anılardan anılardan çoktan vazgeçtik
Yaşadığımız bugün nasıl
Güzelliğimiz hangi güzellik.

Biliyor muyuz, hayır, bilmiyoruz da
Acılarımızdan bir yaz kurduk onarıyoruz
Belki bir hazırlık bu başka yazlara
Yakın yazlara, uzak yazlara
ÇÜNKÜ HER ŞEY ESKİYE KALDI,ANILAR BİLE
HER ŞEY, AMA HER ŞEY ESKİYE KALDI
VAKİT YOK BİR DAHA YEMYEŞİL EYLÜL TRAMVAYLARINA.

Edip Cansever portresi

ŞİİRİN HARİTASI

Bu şiirin içinde ne var?

Metnin anlam, duygu, tema ve biçim katmanlarına kısa bir bakış.

Şiir, kalabalığın içinde duyulan kişisel bir sestir.

Şiir, bir ilişkinin ya da bir dönemin sona erişini, geriye kalan kırık dökük anıları ve şehirdeki gündelik hayatın içinde kayboluşu anlatır. Anlatıcı, geçmişte yaşanan yoğun sevgi ve paylaşımların ardından şimdi her şeyin 'sonraya' ya da 'eskiye' kaldığını, umudun ise hâlâ gözlerde taze durduğunu dile getirir. Şiir, ayrılığın ve zamanın geçişinin yarattığı hüznü, öfke ile sevginin birbirine karıştığı bir duygu yoğunluğu içinde işler.

Ana duyguHüzün
Ana temaAyrılık
Duygusal yönKarma
Yoğunluk80/100

ANLAM

Ana düşünce

Yaşanan her şey geride kalmıştır; geriye kalan, zamanın ve ayrılığın kaçınılmazlığıdır.

Temel çatışma

Geçmişteki yoğun sevgi ve paylaşım ile şimdiki yalnızlık ve yabancılaşma arasındaki karşıtlık.

Duygusal akış

Geçmişe duyulan özlem ve hüzünden, bugünkü belirsizliğe ve hafif bir umuda doğru bir geçiş var.

ATMOSFER

Hüzünlü ve nostaljik bir şehir atmosferi; geçmişin sıcaklığı ile bugünün soğukluğu arasında salınan bir duygu hâli.
HüzünlüNostaljikYalnızGergin
“Şiir, insanın kendine söylediği
en dürüst sözdür.”
Şiirhane · Sözün evi.

Şiirhaneden Mektup

Yeni şiirler, yeni keşif yolları ve iyi sözler için.

Sadece anlamlı şeyler, söz veriyoruz.