Şiir, insanın içinde susturduğu şeylerin sesidir.

İYİ Kİ ŞİİR VAR!

Okundu

Bu Şehir Yıkılmayacak

Bu Şehir Yıkılmayacak Şiiri - Cezmi Ersöz

Ben bir tek sana inanıyorum sevgili. Ve sen de bu şehirde yaşıyorsun. Bu bana yetiyor. Benim bu şehre sonuna dek inanmam için bundan iyi bir neden yok şu an.

Dünyanın en yalnız, en karamsar, içimizdeki o büyük ve o kapanmaz boşluklarıyla yaşayan iki insanıydık biz tanıştığımızda. Birbirimiz için hem en büyük ödül, hem de en büyük cezaydık.

Kimse bizim içimizi görmüyordu. Görmedikleri için dışarıda kalıyor ve nefret edip çekip gidiyordu. Sonra bize duydukları bu nefreti bir yerde öylesine unutup başkasına gidiyorlardı. Sonra bize duydukları bu nefreti hiç olmadık bir yerde unutulmuş bir şekilde buluyor, onu içimizdeki yaraya saplıyorduk. Hiç haberleri olmuyordu. Bizi hatırladıklarında bizden nefret ettiklerini bile unutmuş oluyorlardı çoğu kez. Bizi boşluklarına çekmek istiyorlardı bu kez. Bize geriye cam kırıklarını bırakıyorlardı. Nefes aldıkça içimize batan cam kırıklarını. Oysa nefes almaya tapıyorduk biz; biz ikimiz dünyanın en karamsar yaşama sevdalısıydık. Ama nefes aldıkça, o en çok sevdiğimiz şeyi tekrarladıkça içimiz paramparça oluyordu.

En çok bu acı hatırlatıyordu bize yaşadığımızı.

Ben bu şehre tapıyorum sevgili. Ve birçokları yıkımdan ve yokoluştan bahsedip bu şehirden kaçmayı düşlerken, şimdi en çok sen benziyorsun bu şehre. Çünkü bugüne dek karşına çıkanlar senin sadece güzelliğini, o dayanılmaz çekiciliğini, o ulaşılması kolay sandıkları büyünü gördüler. Kimse içindeki kanayan yüreğini, o derin, kapanması güç boşluklarını, nefes alırken kalbine, damarlarına batan cam kırıklarını görmedi. İçine giremedikleri için senden nefret edip kaçtılar, sonra nefretlerini olmadık bir yerde unutup bir başkasına gittiler.

Sen bu unutulmuş nefretleri arayıp bulmak için kimbilir kaç kez kaybolmuştun bu şehirde.

Şimdi sen en çok bu şehre benziyorsun sevgili. Bir yanın gökyüzünde çılgınca şarkı söylüyor, bir yanın dünyanın en dokunulmaz fahişesi. Ama her nefes aldığında içine cam kırıkları batıyor. Her nefes aldığında içindeki karanlık biraz daha büyüyor. Biraz daha ulaşılmaz, biraz daha uzak oluyorsun. Çünkü insanlara yaklaştıkça hep daha uzaklara itildin sen. Sarılmak istedikçe onlara, biraz daha boşluğa savruldun.

Ama unutma, sen de benim gibi hiç büyümeyen bir çocuksun. Tapıyorsun yaşamaya, tapıyorsun nefes almaya. Onca acı çekmene rağmen AŞKA AŞIKSIN sen de bu şehir gibi… BENİM GİBİ…

Cezmi Ersöz portresi

ŞİİRİN HARİTASI

Bu şiirin içinde ne var?

Metnin anlam, duygu, tema ve biçim katmanlarına kısa bir bakış.

Her şiir biraz eksik kalmış bir konuşmadır.

Şiir, anlatıcının sevgiliye duyduğu derin bağlılığı ve bu bağlılığın şehre olan inancını nasıl beslediğini anlatır. İki yalnız ve acı çeken insanın birbirinde hem ödül hem ceza bulması, dışlanmışlıkları ve içlerindeki kırılganlıklar üzerinden işlenir. Sevgili, şehirle özdeşleştirilir; onun dış görünüşünün ardındaki acı ve karanlık vurgulanır. Sonunda, yaşama ve aşka duyulan tutkulu bağlılık öne çıkar.

Ana duyguAşk
Ana temaAşk
Duygusal yönKarma
Yoğunluk80/100

ANLAM

Ana düşünce

Gerçek sevgi, bir kişinin tüm acılarına ve karanlığına rağmen ona duyulan koşulsuz inanç ve bağlılıktır.

Temel çatışma

İçsel karanlık ve acı ile yaşama ve aşka duyulan tutku arasındaki çatışma.

Duygusal akış

Acı ve yalnızlıktan, sevgiliye duyulan tutkulu bağlılığa doğru bir yoğunlaşma var.

ATMOSFER

Şiir, yoğun bir duygusallık ve içsel karanlıkla örülü, hem tutkulu hem hüzünlü bir atmosfere sahip.
HüzünlüRomantikKasvetli
“Şiir, insanın kendine söylediği
en dürüst sözdür.”
Şiirhane · Sözün evi.

Şiirhaneden Mektup

Yeni şiirler, yeni keşif yolları ve iyi sözler için.

Sadece anlamlı şeyler, söz veriyoruz.