Bazı cümleler kapıyı çalmaz; doğrudan içeri girer.

İYİ Kİ ŞİİR VAR!

Okundu

Olgunluk.

Olgunluk. Şiiri - Can Dündar

........20 li yaşlara kadar iyilikle kötülüğün ülkesi, kalın sınır çizgileriyle ayrılıyor birbirinden. Sıkı dostları ve düşmanları oluyor insanın. Onları ölesiye seviyor ya da ölesiye nefret ediyor onlardan.

30 larında yalanı hakikatten ayırt etmeye başlıyor. İyi sandıklarının hıyanetiyle tanışıyor, sırtında dost işi hançer darbeleriyle; ve en kötü zannettiği şefkatle imdadına yetişiveriyor.

Zaman kanatlanıp da 40 ına yaklaştığında insan, iyiyi kötüden ayıran hudut çizgilerini birbirine karıştırıyor. İyilere nakşolmuş kötüyü ve kötülerin içindeki iyiliği de keşfediyor ademoğlu. Anlıyor ki,
iyi insan/kötü insan yok; insanın içinde iyilik ve kötülük var, kötüyle iyi panzehiri değil birbirinin; kankardeşi.

İyilerle kötüler çekiştirmiyor ipi. İyilik ve kötülükten örülmüş ibrişimin kendisi.

Bunu anlayınca şaşmıyorsun nefretin birden şehvete dönüşmesine; acı girdaplarının içinde hazzın raksetmesine. Tevazuyla gurur, haysiyetsizlikle onur el ele yürüyor. İnsan, şuuraltındaki isyankarla sahtekarı, günahkarla tövbekarı birarada farkediyor. Benim, hükmeden ve boyun eğen, zulmeden ve acı çeken. Bunca şiddet kadar onca merhamet de benim eserim. Minneti nefrete, korkuyu cesarete, zaferi hezimete bulayan benim. Kundak bezime tıpatıp benziyor kefenim,
hayatım muhteşem ve sefil, mağrur ve rezil, hayasız ve asil.
Ben, hem örs hem çekicim.

İşte bu keşif kolaylaştırıyor yaşamı.. Anlıyorsun ki toplumlar gibi insanlar dakanlı iç savaşlarına borçlu ilerlemesini..

O zaman, iyileri kötülerden ayırmak gibi nafile bir uğraşı bırakıp -başta kendin olmak üzere- insanların içindeki iyiliğin peşine düşüyorsun; kıymet bilmeyi ve -yine başta kendin olmak üzere- herkesi hoş görmeyi öğreniyorsun.

Tükendikçe pahalanıyor zaman; günler azaldıkça uzuyor. Saçların gibi, seyreldikçe değerleniyor dostların. Günahları ve zaaflarıyla da övünüyor insanlar; sevapları ve zaferleri kadar.

Önemli değil kaç kez yenildiğin; önemli olan, kaç yenilgiden sonra yeniden doğrulabildiğin.

Bu paramparça ruhlardan, çelişkili duygulardan, çatışmanın açtığı yaralardan mucizevi bir ahenk çıkıyor ortaya

ki olgunluk diyorlar adına.....

Can Dündar portresi

ŞİİRİN HARİTASI

Bu şiirin içinde ne var?

Metnin anlam, duygu, tema ve biçim katmanlarına kısa bir bakış.

Şiir, ruhun dünyaya bıraktığı küçük bir izdir.

Şiir, insanın yaşamı boyunca iyilik ve kötülük algısının nasıl değiştiğini anlatır. Gençlikte keskin sınırlarla ayrılan iyi ve kötü, olgunlukta iç içe geçer; insanın kendi içinde de bu karşıtlıkların bir arada bulunduğu keşfedilir. Bu keşif, yaşamı kolaylaştırır ve olgunluk denilen ahengi doğurur.

Ana temaVaroluş
Duygusal yönKarma
Yoğunluk60/100

ANLAM

Ana düşünce

İnsan olgunlaştıkça iyi ve kötünün kesin sınırlarla ayrılamayacağını, her ikisinin de insanın içinde bir arada bulunduğunu anlar; bu kabul yaşamı kolaylaştırır.

Temel çatışma

İyilik ile kötülük arasındaki keskin ayrımın zamanla bulanıklaşması ve insanın içindeki karşıt duyguların çatışması

Duygusal akış

Gençlikteki kesin yargılardan olgunluktaki kabullenmeye doğru bir değişim var.

ATMOSFER

Yaşamın çelişkilerini anlamaya yönelik düşünsel ve kabullenici bir atmosfer.
DüşselDingin
“Şiir, insanın kendine söylediği
en dürüst sözdür.”
Şiirhane · Sözün evi.

Şiirhaneden Mektup

Yeni şiirler, yeni keşif yolları ve iyi sözler için.

Sadece anlamlı şeyler, söz veriyoruz.