Şiir, insanın kendine yetişme biçimlerinden biridir.

ŞAİRİN DEFTERİ   /   TAM METİN

Âşık Sümmâni Âşık Ummâni Atışması

Âşık Sümmâni Âşık Ummâni Atışması Şiiri - Aşık Sümmani

Kisha, (Erzurum Uzundere'ye bağlı bir köy) beyleri bir sünnet düğününe Narman beylerini davet ederler. Narman beyleri de Sümmani'yi de beraberinde Kisha'ya götürürler. Ummani Kisha’ya insanları düğünde eğlendirmek için gelmiştir. Geldiğinde Sümmani gibi genç bir aşığı görünce Sümmani’yi kendine rakip edinir ve mecliste oturan Sümmani’ye dönerek söze başlar;

Ummâni

Narman kazasından gelmiş buraya,
Şimdi seni sokam ağ u karaya,
Mevlam yardım etsin sen biçareye,
Şimdi bu meydanda devrana seyret.

Bu sözü duyan Sümmani acaba bana mı söylüyor düşüncesiyle sağına soluna bakınır. Bunun üzerine Ummâni bir kıta daha söyler;

Ummâni

Şaşırmış kendini meclise bakar,
Korkusundan leblerinden kan akar,
Bir pençe vurursam bedenin yıkar,
Sen teki serçe, ben kaplana seyret.

Sümmâni

Arzeyleyip çıktık bizler bir düze,
Meylimiz yok idi bin ile yüze,
Bu gece misafir ustam ben size,
Yarın gece yolu erkâna seyret.

Ummâni

Ummani'yem bu yerlerde durmanam,
El uzatıp gayrı gül dermenem,
Âşıklıkta ben misafir bilmenem,
Tezden izen dön de Narman'a seyret.

Sümmâni

Sümmani'yem bir kul ben de divane,
Hûn oldum ateşen ben yana yana,
bedbahtlık olmasın gel gir meydana,
Koç gibi döğüşek arslana seyret.

Sümmani’nin bu sözü Narman Beylerini mutlu etmişti ancak Ummani yaşı itibariyle tecrübeli olmasına karşın Sümmani genç bir aşıktı. Narman Beyleri Sümmani’nin sorup Ummâni’nin cevap vermesi gerektiğini uygun gördüler.

Sümmâni Soruyor;

Elestü bezminde birinci safta,
İbtida menzile eren kim idi,
On ikinci hicabta yedinci katta,
Kudretin rahına eren kim idi?

Ummâni Cevap Verir;

Elestü bezminde birinci safta,
İbtida menzile erdi Muhammed,
On ikinci hicab yedinci katta,
Kudretin rahına erdi Muhammed.

Sümmâni

Evvela Adem’in dediği ne idi,
İbtida iftarda yediği ne idi,
Uryândı teni, giydiği ne idi,
Ne giydi sinesi giydiren kimdi?

Ummâni;

Elhamdü çağırdı ol dürdanesi,
Cenneten gelmişti üzüm tanesi,
Hulle taçtan geldi giydi sinesi,(Hulle=Libas,Elbise)
Giydirdi melekler ettiler hizmet.

Sümmâni;

Adem serendipte kaldığı zaman,
Arayıp Havva’yı bulduğu zaman,
Akçe ki yok idi ustam o zaman,
Mihri ne idi, nikâh kıyam kim idi?

Ummâni;

Çok yuka aşıktır bu sözde kalan, (yuka=aciz)
Gözün aç ben sana olmanam talan,
Mihrine verildi selatü selam,
Cebrail nikâhı eyledi beyan.

Sümmâni;

Ustam taşın benden ziyadesini,
Çekme bu sözlerin füradesini,(fürade=sıkıntı)
Adem peygamberin seccadesini,
İbtida getirip seren kim idi?

Ummâni;

Hele ben âşığam sen bana sail, (sail=düşkün)
Her ne söyler isen sözüme kail, (kail =tabi)
Hak emriyle getirmişti Cebrail,
Serdi dest ile eyledi dikkat. (dest=el)

Sümmani;

Ustam kestin bende olan takâti,
Pirinden almışsın ne çok kuvveti,
Zulumat katında ab-ı hayatı,
İçip bu dünyada kalan kim idi?

Ummâni;

Kadir mevlam yahu her yerde nazır,
Nerde Allah dersen o anda hazır,
Ab-ı hayat içen İlyas ve Hızır,
Onu bilmezmiyim bala Sümmani.

Sümmâni;

Seyrangâhın bahçe idi bağ idi,
Ustam şimdiye dek yüzün ak idi,
Kitap indi harekesi yok idi,
Söyle herekeyi vuran kim idi.

Ummâni;

Ben bir rüzigârım her daim esmem,
Bilsem ki katlin var dilimi kesmem,
Herekeyi vuran hazreti Osman,
Onu bilmez miyim bala Sümmani.

Sümmâni;

Âşık olan hizmet eder pirine,
Mümin olan bakar kalbi şirine,
Hazreti Osman cemetti yerine,
Söyle harekeyi vuran kim idi?

Ummâni;

Ummani’yem bu yerlerde durmanam,
Aktı çeşmim yaşı silebilmenem,
Rüştüm yetmediği sözü söylemem,
Aç cevabın aslı var mı Sümmâni.

Sümmani;

Sümmâni pirinden almıştır talim,
Şükrolsun mevlâya çok ilmi alim,
Harekeyi vuran Haccac-ı Zalim,
Cuzi sözü bulamadın Ummâni.

Ummani cevabı bulamayınca Sümmani’ye mat olmuştur. Bunun üzerine Sümmani sazını tekrardan düzen ederek Ummâni’ye şu öğütlerde bulunur.

Bir nasihat edem olsun yadigâr
Kimsenin hurcunu yoklama sakın
Bir çiçek ki sana olmaz yar-ı gar,
Koparıp dalından koklama sakın

Sabâvetten tertip erkâna alış,
Ayrılma tevâzu‟ bâbına sarış,
Ahlâkta hâlim ol mülâyim konuş
Kem söz ile cânlar oklama sakın.

Ağıza tad veren kaysı yemiş ol,
Sükût altın ise sözde gümüş ol,
Her söze darılma hulkı geniş ol,
Dar kafeste fikrin saklama sakın.

Kabiliyet varsa emdiğin şîrde (şir süt)
Sen senin mirâtın koymasın kirde(mirat=kalp aynası)
İki kişi konuşurken bir yerde,
Sırrın farş etmeye sıklama sakın

Sümmânî bu hüner kime lâyıktır
Yol bilmeyen bu hizmetten fârıktır(farık uzak)
Sen uyurken senin Şâh’ın âyıktır
Sen de ikâfe et yuklama sakın (yuklama uyuma)

Aşık Sümmani

ŞİİRİN HARİTASI

Bu şiirin içinde ne var?

Metnin anlam, duygu, tema ve biçim katmanlarına kısa bir bakış.

İnsan bazen bir dizede kendine rastlar.

Şiir, iki âşık (Ummâni ve Sümmani) arasında bir düğünde geçen atışma ve ardından Sümmani'nin Ummâni'ye verdiği öğütleri anlatır. Ummâni, genç Sümmani'yi küçümser ve meydana davet eder; Sümmani ise bilgelikle karşılık verir. Atışmanın sonunda Ummâni cevap veremeyince Sümmani ona nasihat eder. Şiir, âşıklık geleneği, bilgi yarışı ve ahlaki öğütler etrafında şekillenir.

Ana duyguminnet
Ana temabilgi
Duygusal yönolumlu
Yoğunluk50/100

ANLAM

Ana düşünce

Âşıklık sadece saz çalıp söylemek değil, ilim ve edep sahibi olmaktır; bilgi ve alçakgönüllülük üstünlük sağlar.

Temel çatışma

Gençlik ile tecrübe, övünme ile alçakgönüllülük arasındaki gerilim.

Duygusal akış

Ummâni'nin meydan okumasıyla başlayan gerilim, Sümmani'nin bilgeliğiyle yatışır ve öğütle son bulur.

ATMOSFER

Düğün meclisinde geçen, rekabet ve öğütle şekillenen saygılı bir ortam.
sıcakgergindingin
“Şiir, insanın kendine söylediği
en dürüst sözdür.”
Şiirhane · Sözün evi.

Şiirhaneden Mektup

Yeni şiirler, yeni keşif yolları ve iyi sözler için.

Sadece anlamlı şeyler, söz veriyoruz.