Şiir, insanın içinde susturduğu şeylerin sesidir.

ŞAİRİN DEFTERİ   /   TAM METİN

Gökdelen

Gökdelen Şiiri - Ahmet Oktay

Buradayım, gökdelenin kapısında,
yine de tutuşmuş bir çöl gecesi
içimde. Sarsılıyorum feryatlar
ve patlamalarla. Sarılmak istiyor
boynuma bir kız çocuğu. Biri buz
bassa alnıma, uyansam karabasansı
gün düşünden. Dedektörle kontrol
ediyor görevli. Kendimi suçlu hissettiğim
anda, ötüyor cep telefonum.

Herkesin telefonu ötüyor zaten,
çarşaflının ve pantolonlunun, dazlağın
ve berelinin. Teknoloji bağımlısı
düşmanlar olarak bakıyoruz
birbirimize. Ürküyorum birden
turnikeyi geçmiş sıkmabaşlının zifirî
gözlerinden. Akıp gidiyor orada
tekinsiz gecenin arzuları. Hatlar
karışsa diyorum, dua edercesine;
karışsa ve aksa usulca içine sözlerim;
“beyaz ve alevli etini gördüm,
sezinliyor yaşlanan beden
bin bir biçimli kösnüyü. Ölümün
bir uzak, bir yakın gölgesini”.

Bitişik zamanlar! Girdiğim her izbe
bir giz açıklıyor. Anlaşılmaz paragraflar
şerhe tabi; her parazit, her görüntü
yeni bir tefsir. Orta sondaydım, okul çıkışı
geçerdim Cebeci koruluğundan. O gölgeli yolu
T.E.D. aldı sonradan. Eşref Üren
kurardı şövalesini yaz kış. Sigarasını yakmış
ve şöyle demişti ilk fırçayı vurmadan: “Savaş
belasıdır dünyanın. Ama biz dinginliği görürüz
doğada”. Kar kesilmişti farkına varmadan.

Gökdelenin kapısındayım, yeni haberler
bekliyorum. Uçup gitmiş ıslak
yaprakların kokusu;
uçup gitmiş çoktan.

Ahmet Oktay

ŞİİRİN HARİTASI

Bu şiirin içinde ne var?

Metnin anlam, duygu, tema ve biçim katmanlarına kısa bir bakış.

Bazı kelimeler geç kalmaz; insan geç kalır.

Şiir, bir gökdelenin kapısında bekleyen anlatıcının iç dünyasındaki çöl gecesi imgesiyle başlar. Anlatıcı, çevresindeki teknoloji bağımlısı insanlar, güvenlik kontrolü ve farklı görünümlere sahip kişiler arasında yalnızlık ve yabancılaşma yaşar. Geçmişe dair anılar (Cebeci koruluğu, ressam Eşref Üren) ve savaşın getirdiği yıkım düşüncesiyle birleşen şiir, modern hayatın karmaşası içinde dinginlik arayışını ve kaybolan doğa/insanlık değerlerini anlatır.

Ana duyguyalnızlık
Ana temayabancılaşma
Duygusal yönolumsuz
Yoğunluk75/100

ANLAM

Ana düşünce

Modern kent yaşamı ve teknoloji, insanları birbirinden kopararak yalnızlaştırır ve geçmişteki dinginlik ile doğa özlemini artırır.

Temel çatışma

Bireyin iç huzuru ile modern kentin kaotik, tekinsiz ve yabancılaştırıcı ortamı arasındaki gerilim.

Duygusal akış

Şiir baştan sona yalnızlık, kaygı ve hüzün duygularını yoğun biçimde sürdürür; belirgin bir duygusal dönüşüm yoktur.

ATMOSFER

Modern kentin tekinsiz ve boğucu atmosferi, anlatıcının iç dünyasındaki çöl gecesi imgesiyle birleşerek karamsar bir tablo oluşturur.
kasvetligerginyalnızürpertici
“Şiir, insanın kendine söylediği
en dürüst sözdür.”
Şiirhane · Sözün evi.

Şiirhaneden Mektup

Yeni şiirler, yeni keşif yolları ve iyi sözler için.

Sadece anlamlı şeyler, söz veriyoruz.