Şiir, söylenemeyenin incelikle söylenmesidir.

ŞAİRİN DEFTERİ   /   TAM METİN

Darağacı

Darağacı Şiiri - Ahmet Muhip Dıranas

Ve günlerden bir gün, bir sabah erken
Kuşluk vaktinde, bülbüller öterken
Kentin meydanında bir darağacı.
Sallanıyor boşlukta bir yabancı.
Geçiyor sabahın yolu alnından
Ve yalın ayakları bir gecede...
(Yeni yollarını mı düşünmede
Bu ayaklar? .. son durağına kadar
Ne uysal yürümüştür bu ayaklar!)

Esintili alanda üç beş adam;
Uykusuz yüzleri donuk birer cam,
Bakadurmuşlar öyle... ve garibi,
Hepsi ayrı ayrı asılmış gibi.
Ben de aralarında üç beş adam;
Uzatsam elimi, alnını tutsam,
“Uyan, kardeşim! Desem, bu uykudan”,
Yüzünü kapardı hemen, korkudan.

Çekilirken gece batıya doğru,
Konmuş da bir çatıya karga ruhu
Söylenip duruyordu: “Gün doğmada
Ben miyim bu? ben mi, bu baş bu eller,
Bu ayaklar? .. ya hani nerde yollar? ”
(Anlamamış ne olup bittiğini
Zavallı karga; atın yittiğini.
Sadece bir göğe, bir yere bakıp
Ölüyü ölüye çekiştirir hep.)
“Niye geldin bu çıkmaza, be ayak?
Var mı beni boşlayıp, burda barınmak?
Ben insanoğlunun aynası mıyım?
Şu garip yolcunun aynısı mıyım?
Benzeten kim bana bu dağarcığı*
Orda sadece bir darağacı
Ve onda rüzgarla sallanan bir dal! ..
Yalnız, beni düşünür gibi bir hal! ”

Bir yağmur gölcüğü yerde akşamdan,
İçinde titrek bir yansı idamdan...

Bu biçim üzre bitecekken gece,
Dağılacakken artık seyirci de,
Birden, kargalarla doldu gök yüzü.
Tüm asılmışların ruhlar sürüsü
Tamusal bir koroyla, dişi erkek,
Alçalarak, yükselerek, dönerek,
İlenirlerdi bağrışa çağrışa
Hem asılana, hem asan nebbaşa:

“İşte Ölen, ama işte Öldüren,
İşte Bulan, ama işte Bulduran,
Filozof ve kurtarıcı, hem yalvaç,
Hem doğrucu bir ruh ve de yalancı
Ve siyasacı ve hakcı ve hırsız
Ve can çalan ve övüngen ve arsız...”

Gün doğmak üzre, eşya kabarıyor,
Yeryüzünün çatısı ağarıyor;
Acı bir gün! Karga ağlanır durur,
Adam darağacında sallanır durur..

Ahmet Muhip Dıranas

ŞİİRİN HARİTASI

Bu şiirin içinde ne var?

Metnin anlam, duygu, tema ve biçim katmanlarına kısa bir bakış.

Bazı kelimeler insanı hiç gitmediği yerlere götürür.

Şiir, bir kent meydanında sabah vakti asılmış bir yabancının etrafındaki gözlemleri anlatır. Anlatıcı, darağacındaki bedeni, çevredeki donuk adamları ve karga sesleriyle örülü atmosferi betimler; sonunda asılanların ruhlarının yükselerek hem asılanı hem asanı lanetlediği görülür. Şiir, ölüm, adaletsizlik ve insanlık durumu üzerine karanlık bir sorgulama olarak okunabilir.

Ana duyguhüzün
Ana temaölüm
Duygusal yönolumsuz
Yoğunluk80/100

ANLAM

Ana düşünce

Bir idam sahnesi üzerinden ölümün kaçınılmazlığı ve insanın hem kurban hem fail olabileceği vurgulanır.

Temel çatışma

yaşam ile ölüm, masumiyet ile suç, asılan ile asan arasındaki gerilim

Duygusal akış

Sabahın sakin betimlemesinden kargaların lanet okumasına doğru karanlık bir yoğunlaşma yaşanır.

ATMOSFER

Sabahın erken saatlerinde kasvetli ve ürpertici bir idam sahnesi; karga sesleri ve donuk figürlerle ağırlaşan bir ortam.
kasvetliürperticigerginhüzünlü
“Şiir, insanın kendine söylediği
en dürüst sözdür.”
Şiirhane · Sözün evi.

Şiirhaneden Mektup

Yeni şiirler, yeni keşif yolları ve iyi sözler için.

Sadece anlamlı şeyler, söz veriyoruz.