Bazı kelimeler insanın içindeki eski ışığı yakar.

ŞAİRİN DEFTERİ   /   TAM METİN

Fıskiyeliler

Fıskiyeliler Şiiri - Ahmet Ada

bütün fıskiyeler açık, bütün yaz
öğleden sonra, fıskiyeler uzak akrabalarım
benim, serin yaz sabahları uyanık
uzak akrabalarım pazar yerlerinde
dev büfelerin önünde hırçın
parçalanmış giysiler içinde
yılların yüküdür usulca yaşlandıran
yılların yüküdür yolcu eden
uzak akrabalarımı dinleyecekleri yerlere

uzak akrabaların dili farklı gülüm
ölüm yakın fıskiyeler kadar
uzaklardan geldiler pazar yerlerine,
inşaat iskelelerine, temizliğe,
uzak akrabalarım fıskiyeler gibi
sessizce inen gece gibi çekildiler
kuytulara, gecenin koynuna
denizin fısıltılarını dinleyerek uyudular
portakal ağaçlarının uykusunu
kente en uzak bölgelerde

uzak akrabalarım beyaz atlılardı
yeşil kapılardan, karlı doruklardan geldiler kente
sıcak yaz günlerinde fıskiyeler açıkken
kentin tenekeden evlerine yerleştiler
ruh verdiler tenekeye, çiçek ektiler,
kat kat etekler giydiler,
rüyalar gördüler, dillerini türkülerden
süzdüler, şivan perwer dinlediler
denize karşı, yüzlerinde yılların kederi

fıskiyeler yine açık gülüm
mersin çarşı esnafı tavla oynuyor
denize çok yakın yerlerde yağmur çiseliyor
bu tarafa düşmüyor nedense
uzak akrabalarım çarşı içinde
çay tütün satıyor gülüm
ölüm kalbin kırıldığı yerden dönüyor
çay ve tütün alıyorum, hüzün
veriyorum nâzım, kör çocuğun
gözleri açılıyor seviniyorum

bu kent fıskiyeleriyle anılacaktır
berrak maviliğiyle gökyüzünün
meydana kadar yürüyorum
sevgilimden mektup almış gibi sevinçliyim
o sevinçle kaç kere özgürlüğü bir sümbül gibi
taşıyıp gittim uzak akrabalarıma
beter bir keder içindeyken kalbim
nereye gidersem gideyim uzak
akrabalarımın kara kehribar gözleri
eğnimde, kuşlarla beraber

ben beraberim işte dostlarla
yeryüzü kardeşliği bir ırmak gibi akıyor
içimden, toroslar'ı geçip mersin'e inince
ah, her şey ne kadar incelikli
fıskiyelerin berraklığı doluyor gözlerime
dostların sesi ince bardaklardan boşalıyor
tutup elinden yürüyorum bir kızı
sonra yitiriyorum mersin çarşılarında
ayrılık parmak uçlarımdan
başlıyor nâzım, ayrılık her zaman
yaman kelime bütün dillerde,
en çok da kar gibi yağan türkçede,

uzak akrabalar ki yakışıyor fıskiyelere

Ahmet Ada

ŞİİRİN HARİTASI

Bu şiirin içinde ne var?

Metnin anlam, duygu, tema ve biçim katmanlarına kısa bir bakış.

Şiir, hayatın acele etmeden söylediği şeydir.

Şiir, kente gelen uzak akrabaların yoksul yaşamını, onların sessiz direnişini ve şairin onlara duyduğu yakınlığı anlatır. Anlatıcı, Mersin'deki çarşı ve fıskiyeler eşliğinde bu insanların kederini, ölümü ve ayrılığı içselleştirir. Şiir, dostluk ve kardeşlik umuduyla birlikte hüznü ve özlemi bir arada taşır.

Ana duyguhüzün
Ana temagurbet
Duygusal yönkarma
Yoğunluk80/100

ANLAM

Ana düşünce

Uzak akrabalar, kentin dışladığı ama şairin yüreğinde yaşattığı insanlardır; onların kederi ve direnişi, şairin özgürlük ve kardeşlik arayışıyla iç içedir.

Temel çatışma

Yoksulluk ve dışlanma ile insan onuru ve kardeşlik özlemi arasındaki gerilim.

Duygusal akış

Hüzün ve özlemden dostluk ve kardeşlik umuduna doğru bir geçiş var.

ATMOSFER

Mersin'in fıskiyeli çarşılarında geçen, hüzünlü ama insan sıcaklığı taşıyan bir atmosfer.
hüzünlünostaljiksıcakumutlu
“Şiir, insanın kendine söylediği
en dürüst sözdür.”
Şiirhane · Sözün evi.

Şiirhaneden Mektup

Yeni şiirler, yeni keşif yolları ve iyi sözler için.

Sadece anlamlı şeyler, söz veriyoruz.