Herkes susar; bazıları şiir yazar.

ŞAİRİN DEFTERİ   /   TAM METİN

İsyanlı Sükût

İsyanlı Sükût Şiiri - Abdurrahim Karakoç

Gitmişti makama arz-ı hâl için
'Bey' dedi, yutkundu, eğdi başını.
Bir azar yedi ki oldu o biçim..
'Şey' dedi, yutkundu, eğdi başını.

Kapıdan dört büklüm çıktı dışarı
Gözler çakmak çakmak, benzi sapsarı...
Bir baktı konağa alttan yukarı
'Vay' dedi, yutkundu, eğdi başını.

Çekti ayakları kahveye vardı
Açtı tabakasın, sigara sardı
Daldı.. neden sonra garsonu gördü
'Çay' dedi, yutkundu, eğdi başını.

İçmedi, masada unuttu çayı
Kalktı ki garsona vere parayı
Uzattı çakmağı ve sigarayı
'Say' dedi, yutkundu, eğdi başını.

Döndü, gözlerinde bulgur bulgur yaş
Sandım can evime döktüler ateş
Sordum: 'memleketin neresi gardaş? '
'Köy' dedi, yutkundu, eğdi başını.

Yürüdü, kör-topal çıktı şehirden
Ağzına küfürler doldu zehirden
Salladı dilini.. vazgeçti birden,
'Oyyy' dedi, yutkundu, eğdi başını.

(Vur Emri)

Abdurrahim Karakoç

ŞİİRİN HARİTASI

Bu şiirin içinde ne var?

Metnin anlam, duygu, tema ve biçim katmanlarına kısa bir bakış.

İnsan bazen kendini yalnızca bir şiire anlatabilir.

Şiir, bir taşralının şehirdeki bürokrasi ve toplumsal ilişkilerde yaşadığı ezilmişliği ve yabancılaşmayı anlatır. Anlatıcı, makamda azar işiten, kahvede ve sokakta çekingen davranan bu kişinin iç dünyasını ve kırılganlığını gözlemler. Şiir, güçsüzün sessiz çaresizliğini ve içine attığı öfkeyi yansıtır.

Ana duyguçaresizlik
Ana temayabancılaşma
Duygusal yönolumsuz
Yoğunluk70/100

ANLAM

Ana düşünce

Toplumdaki güç ilişkileri ve şehir yaşamı, bireyi ezerek sessizleştirir ve yabancılaştırır.

Temel çatışma

birey ile toplum

Duygusal akış

Ezilmişlik ve çaresizlikten içe atılmış öfkeye doğru ilerler.

ATMOSFER

Şiirde, bireyin toplumsal baskılar karşısında ezildiği, bunaltıcı ve hüzünlü bir atmosfer hâkimdir.
hüzünlükasvetliboğucu
“Şiir, insanın kendine söylediği
en dürüst sözdür.”
Şiirhane · Sözün evi.

Şiirhaneden Mektup

Yeni şiirler, yeni keşif yolları ve iyi sözler için.

Sadece anlamlı şeyler, söz veriyoruz.