Bazı kelimelerin yaşı yoktur; hep aynı yerden acıtır.

İYİ Kİ ŞİİR VAR!

Okundu

Hayatımızın Tercümesi

Hayatımızın Tercümesi Şiiri - Abdurrahim Karakoç

“Biz-biz” diye avunduk, biz yoktu, “ben”ler vardı
Siyaset sofrasında bizi yiyenler vardı...

Körpe hayallerimiz kör tırpanla biçildi
İşret meclislerinde kanlarımız içildi...

Dağlar yürüsün diye atlas yelkenler gerdik
Nemi kurusun diye denizlere un serdik...

Nurdan gömlek giydirdik çamurdan heykellere
İnanmıştık bir kere, aldatıldık bin kere...

En halis niyetlerle en pis çukura düştük
Bir gün hakikat ektik, her gün yalan bölüştük...

Aldatmadık... aksine her mevkide aldandık
Ateşlerde üşüdük, akan sularda yandık...

Gereksiz bir noktaydık NATO’nun kuyruğunda
Ve şimdi robotlaştık IMF buyruğunda...

Ülkeyi parselledi yabanın kaçkınları
Vatandan bihaberdir vatanın seçkinleri...

Türkiye’nin kaderi Türk’ün elinde değil
Bu zilleti çekmek zor, eğil ey başım eğil! ..

Oyuncular kapkaççı, hakemler gayr-i adil
Kaygısız yaşamak mı? .. Köleliğe muadil.

Haysiyet sarayından indirdiler kadını
Soydular, “çağdaş” diye süslediler adını...

Ne kalbimiz çalışır, ne beynimiz düşünür
Metalden mamul robot belki bizden daha hür...

Mukallitlik bahsinde maymundan ilerdeyiz
Gün boyu tuvalette, mutfakta, kilerdeyiz...

Demedik haram/helâl, lükse israfa daldık
Zayıf halkı sömürdük, devlet malını çaldık...

İnançla, ibadetle karıştırdık riyayı
Emirle, siparişle görmekteyiz rüyayı...

Borçlar boydan aşınca irademiz çözüldü
Düşünce yollarına ne mayınlar dizildi...

Çoğalıyor her cinsten canlı heykellerimiz
Günbegün öpülmekten eskiyor ellerimiz...

Mülk yalan, malik yalan, mülkün temeli yalan
Sığınmacı melezler mülkü ettiler talan...

Korkaklardan put yapıp korkunç imaj yükledik
Şişirdikçe şişirdik küçüğü büyükledik...

Küçücük gövdemizle dünyayı taşıyoruz
Yaşamak buysa eğer mutlaka yaşıyoruz...

Mezar taşları diri, mezar taşları canlı
Mezardaki ölüler bizlerden heyecanlı...

Şarlatanı, zorbayı kurtarıcı sandık biz
Yalancı rehberlerin iğfaline yandık biz...

Bitti-tükendi işte, “eğer, belki ve şayet”.
Sızlanmak nafiledir, boşadır her şikâyet...

Tablo karanlık, lakin aydınlık hiç yok değil
Karnımız tok olsa da gözlerimiz tok değil...

Doğmadık bebeklerin duası var yollarda
Şifa bulmaz yaranın devası var yollarda...

Yeter ki dik duralım, ahmaklık yapmayalım
Yeter ki çıkar için Hak yoldan sapmayalım...
----

18 Temmuz 2000
(Parmak İzi)

Abdurrahim Karakoç portresi

ŞİİRİN HARİTASI

Bu şiirin içinde ne var?

Metnin anlam, duygu, tema ve biçim katmanlarına kısa bir bakış.

Şiir, geçip giden zamana bırakılmış küçük bir itirazdır.

Şiir, toplumun içine düştüğü siyasi ve ahlaki çöküntüyü, bireysel ve kolektif yanılgıları eleştirel bir dille anlatır. Anlatıcı, 'biz' bilincinin kaybolduğunu, bencilliğin ve çıkar ilişkilerinin egemen olduğunu vurgular. Ülkenin dış güçlerce yönetildiğini, halkın ise bu duruma boyun eğdiğini ifade eder. Son bölümde ise umut, doğruluktan sapmamak ve dik durmak koşuluyla geleceğe yönelik bir beklenti olarak belirir.

Ana duyguUmutsuzluk
Ana temaBaşkaldırı
Duygusal yönKarma
Yoğunluk75/100

ANLAM

Ana düşünce

Toplum, yanlış yönlendirmeler ve çıkar çatışmaları nedeniyle ahlaki ve siyasi bir çöküntü yaşamaktadır; ancak doğruluktan sapmadan dik durmak, bu durumdan çıkışın yoludur.

Temel çatışma

Bireysel çıkarlar ile toplumsal bütünlük, aydınlık ile karanlık, bağımsızlık ile dışa bağımlılık arasındaki çatışma.

Duygusal akış

Şiir, toplumsal çöküntü ve umutsuzluktan başlayıp son bölümde doğruluk ve dik durma çağrısıyla umut vurgusuna evrilir.

ATMOSFER

Şiir, toplumsal çürümüşlük ve dışa bağımlılığın yarattığı karamsar bir atmosferle başlar, sonunda umut kırıntılarıyla aydınlanır.
KasvetliGerginUmutlu
“Şiir, insanın kendine söylediği
en dürüst sözdür.”
Şiirhane · Sözün evi.

Şiirhaneden Mektup

Yeni şiirler, yeni keşif yolları ve iyi sözler için.

Sadece anlamlı şeyler, söz veriyoruz.