Yılmaz Güney portresi

Yılmaz Güney

Yönetmen, senarist, oyuncu, yapımcı, yazar, şair, aktivist Yenice, Yüreğir, Adana, Türkiye
1 Nisan 1937 9 Eylül 1984 (47)
Şiirleri
“Yılmaz Güney, sinema alanındaki çalışmalarıyla tanınan, aynı zamanda şiir ve öykü yazan bir sanatçıdır. Eserlerinde toplumsal eşitsizlikleri ve Kürt halkının yaşamını gerçekçi bir dille işlemiştir. Umut, Sürü ve Yol gibi filmleriyle uluslararası ödüller kazanmış, Türk sinemasının dünyaya açılmasında önemli rol oynamıştır. Şiirleri ve yazılarıyla da edebî kimliğini ortaya koymuştur.”
HAYATI VE EDEBÎ YOLCULUĞU

Yılmaz Güney Kimdir?

Şiirleri, edebî duruşu, fikirleri ve hayatından kesitler

Yılmaz Güney, 1 Nisan 1937'de Adana'nın Yüreğir ilçesine bağlı Yenice köyünde doğdu. Asıl adı Yılmaz Pütün'dür. Zaza kökenli babası Hamit ve Kürt kökenli annesi Güllü, toprağı olmayan bir çiftçi ailesiydi. Çocukluğu Adana'da geçti; ilkokul üçüncü sınıfa kadar Yenice'de okudu ve geçim için simit satıcılığı, at arabası sürücülüğü ve pamuk işçiliği gibi işlerde çalıştı. Lise yıllarında bisikletiyle sinemalara 16mm bobinleri taşıyarak sinema sektörüyle tanıştı. 1957'de Ankara'ya giderek Ankara Üniversitesi İktisat Fakültesi'ne kaydını yaptı, ancak sinemaya yönelmek için okulu bırakıp İstanbul'a gitti. Orada yönetmen Atıf Yılmaz ve hemşehrisi Yaşar Kemal ile tanıştı; bir yandan hikâyeler yazdı, diğer yandan Atıf Yılmaz'ın asistanı olarak çalışmaya başladı.

1959'da Atıf Yılmaz ve Yaşar Kemal'in önerisiyle Bu Vatanın Çocukları filminde rol alarak sinemaya adım attı. Aynı yıl Ala Geyik, Tütün Zamanı ve Karacaoğlan'ın Kara Sevdası gibi filmlerde senarist, başrol ve yönetmen yardımcısı olarak görev aldı. Yeni Ufuklar ve On Üç gibi dergilere öyküler yazdı. 1956'da yazdığı "3 Bilinmeyenli Eşitsizlik Sistemleri" adlı öyküsünde komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle yargılandı ve 1961'de bir buçuk yıl hapis ve altı ay sürgün cezasına mahkûm edildi; sürgünü Konya'da geçirdi. Hapishanede yoksul köylüleri konu alan Boynu Bükük Öldüler adlı kitabı yazdı. İki yıl sonra sinemaya döndü ve daha çok macera ve aksiyon filmleri çekti; filmlerinde "ezilen, hor görülen Anadolu insanının otoriteye başkaldırısı" konusunu işledi ve solcu perspektife sadık kaldı.

1966'da Bülent Oran'ın yazdığı ve Yılmaz Atadeniz'in yönettiği Çirkin Kral filmiyle halk arasında "Çirkin Kral" lakabıyla tanındı. Aynı yıl Lütfi Ömer Akad'ın yönettiği ve kendisinin yazdığı Hudutların Kanunu filminde oynadı; bu filmdeki "Hıdır" karakteriyle 1967'de 4. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde En İyi Erkek Oyuncu Ödülü'nü kazandı. 1968'de kendi yapım şirketi Güney Film'i kurdu ve birçok filmde yapımcılık ve yönetmenlik yapmaya başladı. 1968'de yazıp yönettiği ve başrolünü Nebahat Çehre ile paylaştığı Seyyit Han: Toprağın Gelini filmiyle 1969'da 1. Adana Altın Koza Film Festivali'nde En İyi Erkek Oyuncu Ödülü'nü aldı. 1969'da Bir Çirkin Adam filmini çekti; bu film 1970'te 7. Altın Portakal Film Festivali'nde En İyi Film ve En İyi Erkek Oyuncu ödüllerini kazandı. 1968'de askere gitti ve 1970'te döndü.

1970 yapımı Umut filmi kariyerinde dönüm noktası oldu. Senaristliğini, yönetmenliğini ve yapımcılığını üstlendiği film, "Türk sinemasının ilk gerçekçi filmi" olarak kabul edildi ve 2. Adana Altın Koza Film Festivali'nde En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu ve En İyi Senaryo ödüllerini kazandı. 1971'de Acı, Ağıt, Baba, Umutsuzlar, Yarın Son Gündür, Vurguncular gibi filmlerle festivallere katıldı; Ağıt filmiyle 3. Altın Koza Film Festivali'nde En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Yönetmen ve En İyi Senaryo ödüllerini aldı. 1972'de 12 Mart Muhtırası sonrası Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi militanlarına yardım ettiği gerekçesiyle tutuklandı ve 10 yıl hapse mahkûm edildi. Selimiye Cezaevi'nde yattığı dönemde "Selimiye Üçlemesi" adı altında Hücrem, Salpa ve Sanık kitaplarını kaleme aldı. 1974 Genel Affı ile 20 Mayıs 1974'te Üsküdar Cezaevi'nden çıktı.

Hapisten çıktıktan sonra Zavallılar filmini tamamladı ve Arkadaş (1974) filmini çekti. 13 Eylül 1974'te Endişe filminin çekimleri için bulunduğu Adana'da bir gazinoda yargıç Sefa Mutlu'yu silahla öldürdü. Yargılama sonucunda 13 Temmuz 1976'da 19 yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı. Cezaevinde sinema ve sanatla ilgili fikirlerini, şiir ve öykülerini Güney dergisinde yayımladı; senaryo yazmaya devam etti. Bu dönemde senaristliğini ve yapımcılığını üstlendiği, Zeki Ökten'in çektiği Sürü (1978) ve Düşman (1979) filmleri büyük ilgi gördü. Sürü, 1979'da Locarno Uluslararası Film Festivali'nde Altın Leopar ödülünü kazandı; Düşman ise Berlin Film Festivali'nde Mansiyon Ödülü'nü aldı.

12 Eylül 1980 Darbesi'nden sonra eserleri yasaklandı. 1981'de izinli olarak çıktığı Isparta Yarı Açık Cezaevi'nden firar ederek yurt dışına kaçtı ve yaşamını Fransa'da sürdürdü. Kendisinin yazdığı, yapımcılığını üstlendiği, kurguladığı ve asistanı Şerif Gören ile birlikte yönetmenliğini yaptığı 1981 yapımı Yol filmi, 1982 Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye kazandı ve bu ödülü Türkiye'den kazanan ilk yönetmen oldu. 1983'te Türk vatandaşlığından çıkarıldı. Aynı yıl Cigerxwîn ve Abdurrahman Şerefkendi gibi Kürt şairlerle birlikte Paris Kürt Enstitüsü'nü kurdu. 1983'te Duvar filmini çekti; bu onun son filmi oldu. 9 Eylül 1984'te mide kanserinden 47 yaşında Paris'te öldü ve Père Lachaise Mezarlığı'na defnedildi.

ŞAİRİN KALEMİNDEN

Öne Çıkan Şiirleri

Tümünü oku (10)

Şiir, unutmak istemediğimiz şeylerin evidir.

“Şiir, insanın kendine söylediği
en dürüst sözdür.”
Şiirhane · Sözün evi.

Şiirhaneden Mektup

Yeni şiirler, yeni keşif yolları ve iyi sözler için.

Sadece anlamlı şeyler, söz veriyoruz.