Gufranî, Durmuş Ali portresi

Gufranî, Durmuş Ali

âşık, saz şairi Başkışla, Karaman, Türkiye
1864 1926 (62)
Şiirleri
“Gufranî mahlasıyla şiirler yazan Durmuş Ali, 19. yüzyılın ikinci yarısında Karaman'da doğmuş ve 20. yüzyılın başlarında vefat etmiş bir âşıktır. On beş yaşında şiir söylemeye başlamış, hece ve aruz veznini kullanmış, özellikle destan türünde eserler vermiştir. Tasavvufi şiirleriyle tanınmış, Alevi-Bektaşi geleneğinde icra edilen eserleriyle Türk halk edebiyatında önemli bir yere sahip olmuştur.”
HAYATI VE EDEBÎ YOLCULUĞU

Gufranî, Durmuş Ali Kimdir?

Şiirleri, edebî duruşu, fikirleri ve hayatından kesitler

Durmuş Ali, 1864 yılında Karaman'ın merkez ilçesine bağlı Başkışla köyünde dünyaya geldi. Şiirlerinde Gufranî mahlasını kullanan âşık, Karaman'da tanınmış Koçakdedeler ailesine mensuptu; babasının adı Ferhat Mehmet'ti. Annesi hakkında kaynaklarda yeterli bilgi bulunmamakla birlikte, D. Ali Gülcan annesinin adının Fatma olduğunu aktarmıştır. İlköğrenimine doğduğu köydeki Sıbyan mektebinde başladı ve okuma yazmayı öğrendi. Mehmet Önder, sonraki yıllarda çocukken Başkışla köyünde medrese tahsili gördüğünü ve öğrenimini Karaman'daki Hacı İshak Medresesi'nde sürdürdüğünü tespit etmiştir. Bazı araştırmacılar ise Namdar Rahmi Karatay'ın anısından hareketle onun az çok okuma yazma bildiğini öne sürmüştür.

Gufranî, on beş yaşlarındayken şiir yazmaya başladı ve aynı zamanda saz çaldı. Şiirlerinde hem hece hem de aruz veznini kullandı. Mahlasını kimden aldığı bilinmemekle birlikte, hakkında iki farklı bâde içme hikâyesi anlatılır. İlk hikâyeye göre 1879 yılında karlı bir gecede okula giden Durmuş Ali, üç hocanın sunduğu dolu kadehi içmiş ve o günden sonra vezinli şiirler söylemeye başlamıştır. İkinci hikâyede ise rüyasında bir sesle uyanıp okula gitmiş, orada hocaların verdiği kadehi tam içemeyip bir kısmını yere dökmüş ve bu rüyadan sonra şiir söylemeye başlamıştır.

Âşık Gufranî, yaşadığı devrin tanınmış saz şairlerindendi. Konya'da âşıkların uğrak yeri olan Sulu Kahve'de Silleli Figanî ve Konyalı Cevrî ile atışmalar yaptı. Şiirlerinde atasözü, deyim ve mahallî söyleyişlere sıkça yer verdi. Sadettin Nüzhet Ergun, onun tasavvufî konulardaki şiirlerini övgüyle anmıştır. Gufranî'nin günümüze ulaşan az sayıdaki şiiri arasında destanlar çoğunluktadır. Namdar Rahmi Bey, şairin destan söyleyip bastırarak geçimini sağladığını belirtmiştir. 43 hanelik "Cihâd-ı Ekber Destanı" I. Dünya Savaşı'nı cephe gerisinden anlatır ve Namdar Rahmi Bey tarafından bastırılıp Gufranî adına satılmıştır. Evlilik Destanı, Kuşların Dilinden Destan, Lodos ile Poyraz Destanı, Ay ile Güneş Destanı ve Atasözleri Destanı gibi eserleriyle edebiyatımızda destan şairleri arasında yer aldı. 64 mısralık "Yaşnâme"si de önemli eserlerindendir. Az sayıda koşma ve semaisi bulunan Gufranî'nin hece ölçüsüyle yazdığı şiirlerinin daha başarılı olduğu görülür.

Kaynaklarda dört kez evlilik yaptığı aktarılan Gufranî'nin kaç çocuğu olduğu bilinmemektedir. Bazı özel nedenlerle Başkışla'dan Karaman'a göç etmiş ve Koçak Dede mahallesinde bir ev satın alarak vefatına kadar burada yaşamıştır. D. Ali Gülcan, onun orta boylu, orta vücutlu, sakin ve çekingen tabiatlı, gösterişten hoşlanmayan, açık fikirli ve ileri görüşlü bir kişiliğe sahip olduğunu ifade etmiştir. Yaşamının son dönemlerinde saz çalmayı bırakan Âşık Gufranî, 1926 yılında vefat etmiştir. Konya Vilâyet-i Halkıyyât ve Harsıyyât adlı eserde, "son devrin yetiştirdiği saz şairlerinin iyilerinden" olduğu belirtilmiş ve ömrü boyunca fakr u sefalet çektiği kaydedilmiştir. Tasavvufi içerikli bazı şiirleri Alevi-Bektaşi saz ve ses sanatçıları tarafından çeşitli mecralarda icra edilmeye devam etmektedir.

ŞAİRİN KALEMİNDEN

Öne Çıkan Şiirleri

Tümünü oku (5)

Bazı kelimeler insanın içindeki eski ışığı yakar.

“Şiir, insanın kendine söylediği
en dürüst sözdür.”
Şiirhane · Sözün evi.

Şiirhaneden Mektup

Yeni şiirler, yeni keşif yolları ve iyi sözler için.

Sadece anlamlı şeyler, söz veriyoruz.